İstifa mı? Haklı Fesih mi? Bir Cümleyle Değişen Tazminat Hakkı

İş hayatında en sık yapılan hatalardan biri, “istifa dilekçesi” yazarken, aslında neyin imzalandığının farkında olunmamasıdır. Çoğu çalışan için istifa, sadece bir ayrılış prosedürüdür. Oysa kullanılan birkaç kelime, ayrılığı sıradan bir istifa olmaktan çıkarıp haklı nedenle fesih haline dönüştürebilir ya da tam tersine, işçinin tazminat hakkını kaybetmesine yol açabilir.

İş hukukunda bu ayrımın temel dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’dur. Kanunun 24. maddesi, işçiye bazı durumlarda sözleşmeyi derhal ve haklı nedenle feshetme hakkı tanır. Ancak uygulamadaki sorun, bu hakkın çoğu zaman bilinmeden kullanılması ya da bilinmeden ortadan kaldırılmasıdır.

Bir dilekçenin üstünde “İSTİFA DİLEKÇESİ” yazması, onun hukuken istifa olduğu anlamına gelmez. Yargı kararlarında esas alınan, metnin başlığı değil içeriğidir. Nitekim Yargıtay yerleşik içtihatlarında, fesih türünün belirlenmesinde beyanın gerçek anlamına bakılması gerektiğini vurgular.

Örneğin bir çalışan dilekçesinde şöyle yazarsa: “Maaşlarım düzenli ödenmediği için işten ayrılıyorum.

Ya da: “Birim sorumlum mobbing yaptığı için işten ayrılıyorum.”

Bu gibi ifadeler basit bir istifa değildir. Ücretin ödenmemesi, mobing yapılması…. kanuna göre haklı fesih sebebidir. İşçi belki sadece mağduriyetini belirtmek istemiştir; ancak hukuken kıdem tazminatına hak kazanabilecek bir fesih yapmış olabilir.

Bu durum uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşçi haklı nedenleri dilekçesinde belirtir, fakat işveren bunu “istifa” olarak işleme koyar. Bu noktada uyuşmazlık doğar ve konu mahkemeye taşınacak olursa mahkeme, işçinin gerçekten hangi iradeyle ayrıldığına bakar. Bazen istifa dilekçesinde yer verilen birkaç kelime ya da bir cümle işverene binlerce liralık kıdem tazminatının kaybına yol açabilir.

Hemen Paylas